19 Şubat 2008 Salı

Gurname

Gur Name
10 Şubat 2008
Akşam İpek Anne’yi poposundan ısırdım.
Artık Süslü Nigar da anne olduğu için, sadece anne diyemiyorum maalesef. Öğleden sonra Bezelye’yi getiren çocuklar geldiler ziyarete. Çocuk demem lafın gelişi; ergenler aslında. Çocuk olsa çocukluğunu bilir. Bağırır çağırır. Mıncıklar. Ebatları bellidir. Orantılı bir küçük insandır o. Bunlar hem çocuklar hem büyük gibi davranıyorlar. Oyun zannettikleri bir takım ürkütücü hareketler yapıyorlar o orantısız, uzun kollarıyla; koca elleriyle. Tonunu bulmamış sesleriyle iri iri laflar ediyorlar. Ben hemen yazı masası dolabının üstüne çıktım. Yazık, Süslü’nün çocuklar ne yapacaklarını bilemediler. Bir koşuşturmacadır başladı. Daha bir yıl anlamaz bunlar neyin ne olduğunu. Her yeni şeyde bir hengamedir kopar. Sabır sabır sabır..Süslü de yanıma geldi. Hey heyleri var kadının. İpek Anne ilaç vermemekte ısrar ettiği için bir aydan fazla sabahlara dek kafamızı şişirdi. Çocuklarına hıslamalar pıslamalar. Cam önlerinde taranıp süslenip kırıtmalar. Ağlamalar. Sonra doktor onayıyla pes ettiler. Verdiler hapı, sustu. İnsan aklı işte. Ama ben anlayamazmışım. Hormonalmiş. Benim hormonlarımı başıma iş açmadan aldırmışlarmış. Öyle bir şey yaşamadığım ve yaşamayacağım için, anlama ihtimalim yokmuş. O yüzden ilgilenmiyorum. İmkansız olana kafayı takmak insanlara mahsus. Nerede ihtimal dışı var, takılıp kur babam kur kuruyorlar. Ellerinde kahve fincanları, ağızlarında sigara, gece yarıları kös kös geziniyorlar. Ondan sonra da yok kedi gibi uyusam, yok kedi gibi gurlasam, yok tumba atsam..Süslü’nün çocuklar da bir yerlere saklandılar. Bezelye ziyaretçileriyle baş başa kaldı. Aman sanırsın onlar sabahlamış, nöbet tutmuş, biberonla beslemiş..Hanımda bir kurlar, bir sevinç, bir oyunlar..İnsan bir kimsin, niye geldin, madem görmeye geldin, buyur gördün, ben içeri gidiyorum; der; kendini ağırdan satar. Nerde..Sevgi kelebeği hanımefendi. Ergenler de mest oldular. Bir de yavru köpek lafı tutturdular. Komşulardan biri almış getirmişmiş iki ev öteye. İpek Anne de nerede, hani, nasıl, kimin, bakılıyor mu, hayvan sefil olmasın, diye atladı tabii. Hani sanki “hayvancık aç bilaç” deseler bir koşu gidip getiriverecek. Babam da uykudan kalkmak bilmedi. Uyansa, belki der. Der ki biz köpek alamayız. Der ki yerimiz yok. Der ki çocuklar korkar. Kalkmadı ama. Çocuklar çıktı gitti, iki dakika sonra köpeği bahçeye getirdiler. İpek Anne köpeği camdan görür görmez kendini kaybetmiş bir şekilde bahçeye koştu. Pencereden izledim. Sırasıyla: Köpeğe sarıldı. Köpeği öptü. Köpeğe sarıldı. Mama kabına koştu. Kabı alıp içeri mama koymaya gidecekti. Geri döndü. Elinde mama kabı köpeğe sarıldı. Köpeği kucağına aldı. Kabı düşürdü. Köpeği yere bıraktı. Köpeği öptü. Mama kabını aldı. İçeri girip mama koydu. Köpeği doyurdu. Köpek yerken onu okşadı. Köpekle konuştu. Köpeği öptü. İçeri girdi. Bir sevinç bir sevinç..Babamın kapısında miyavladım ama uyanmadı. Sinir oldum. Sinirimi hafife aldı İpek Anne. Köpek kardeşimiz olduğunu söyledi. Bir yıl içinde beş sabit, beş gelip giden kedinin kardeşi oldum zaten. İstemiyorum ben köpek kardeş. Yorgana işeyeyim dedim. Ama kapı kapalı idi babam içerde uyuduğundan. Sinirim iyice tepeme çıktı. Kirli çamaşırlara işeyecektim ama onların adı üstünde, kirliler. İşesem de ifadesi yok. Gitsin Bezelye işesin oraya. Kendi kendimi yedim yedim yedim. İpek Anne dışarı gezmeye çıktı. İçimden köpek kardeş için hazırlık yapmaya başladığını düşündüm. Deli oluverecektim. Baba kalktı: Anlatayım dedim; sinirden dilim dolaştı; iki miv çıktı ağzımdan sadece; Baba da mama verdi. Umurumdaydı sanki mama..Bir saat sonra baktım bahçeden sesleniyor İpek Anne Baba’ya “Canım, köpek aldım” diye. Takmış köpeği de peşine. Kaynar sular indi tepemden bıyık uçlarıma kadar. Baba kızdı kızacak derken o da “kulube alalım madem; büyüyünce eve sığmaz” demesin mi. Şuurumu kaybetmişim o ara. Kendime geldiğimde İpek Anne , Yampir Aga’nın gözüne damla damlatıyordu. Köpek filan yoktu ortada. Yatak odası, banyo, mutfak; bunların kapıları hep kapalı idi. Yoksa?..Yalpalıyordum artık sinirden, heyecandan. Birden Yampir Aga etinden et kopartılıyormuş gibi bağırmaya başladı. Gözüm karardı. Çığlıklar..İşeyemediğim yorganın yeşili..İpek Anne silikleşti, köpek-insan karışımı bir yaratığa dönüştü. Korktum. Kabarttım kuyruğumu, atladım kalçasına, geçirdim pençeleri; poposunu da dişledim.
Gıkı çıkmadı İpek Anne’nin.
Böyle işte gurgur günlük;
Köpek filan almayacakmış İpek Anne; şaka imiş dedikleri..
Geldi öptü beni. Üzüldüm sonra çok. İki gün uyudum.
Kedi Karun; Bursa

Hiç yorum yok: